Tarhana Üretim Videoları Tarhana Üretim Resimleri

Blog


Organik Beslenme Neden Önemli


Organik terimi hayatımıza yeni girmiş bir kelime. Zira eskiden ne organik değil ki diyebiliyorken, bugün ne kimyasal ve suni değil ki demek durumunda kalıyoruz. Gıda üreticileri kalabalık nüfusları ekonomik biçimde doyurmak için türlü araştırmalar yapmakta, çeşitli kimyasallar kullanarak en azından doyurucu besinler üretmektedir.


Sadece doyurucu kelimesini kullandığımızı fark etmişsinizdir. Zira doymak ile beslenmek aynı şey değildir. Örneğin hormonlu bir domates ile organik bir domatesin besleyicilikleri aynı olmamasına karşın, gramaj bakımından aynıdırlar. Yapılan testler hormon ihtiva eden ve genetiği ile oynanmış gıdaların besin değerlerinde %80'e varan azalma olduğunu göstermektedir. O halde yediğimiz organik olmayan besinler ne anlama geliyor?


Kimyasal yöntemlerle üretilen gıda ürünleri hayati ihtiyaçlarımız için gerekli olan kalori miktarını sağlarlar. Burada hiçbir sorun yok. Tamamen kimyasal yöntemlerle bir ceviz büyüklüğünde bir gıda üretilip, günlük kalori ihtiyacınızın tamamını karşılamanızı sağlayabilir. Ancak aslında bu vücudu kandırmakta öte değildir. Vücut kalori aldığı anda, tam performansla çalışmaya başlar ve tüketilen besinin eğer enerji içeriyorsa diğer besin unsurlarını da içerdiğini varsayarak ki yüz binlerce yıldır böyledir. Ancak örneğin hormonlu domateste yeterince C vitamini yoktur. Vücut varmışçasına davranır ve tüketilen domatesten geleceğini varsaydığı C vitamini karşılığında vücuttaki rezervleri kullanır. Ancak o domatesten yeterli vitamin gelmeyecektir. İşte bu noktada vücudumuz dengesiz çalışmaya başlar, olmayan rezervler kullanılmaya çalışılır ve elbette sonuç anormallikler olmaktadır.


Bunu şöyle somutlaştırabiliriz. Bir otomobil çalışmak için, motoryağı ve yakıta ihtiyaç duyar. Eğer otomobile yakıtı koyar, yağ koymazsanız, bir müddet çalıştıktan sonra kendisine ciddi zararlar verir. İşte Gdo'lu, hormonlu ve katkı maddeli beslenmenin vücuda yaptığı da aşağı yukarı budur.


Son yıllarda sağlık sektörünü en çok meşgul eden kanserin de bu yüzden ortaya çıktığı düşünülmektedir. Doğal olmayan beslenme yöntemleri ile alınan dengesi içerikli gıdalar, vücudun anormal reaksiyon vermesine sebep olur. Kanser hücrelerinin bir genetik değişimden ötürü ortaya çıktığını biliyoruz. Kimi tıp uzmanları be genetik değişimlere daha çok beslenme alışkanlıklarımızın yol açtığını iddia etmektedir ki pek çok araştırma merkezinde bu konuda yapılmış çok sayıda bilimsel araştırma mevcuttur.


Şu anda çok iyi biliyoruz ki, organik beslenme sadece kanser gibi, ağır hastalıklarla mücadelede değil, vücudumuzun her fonksiyonunda ciddi olumlu katkıları olan, belki de 100 yıl önceki pek çok koşula, bugünkü insana göre daha dayanıklı insan bedenine sahip olmamızı sağlayacak tek kurtuluş yolumuzdur.


70'lerden, 2000'lere kadar uygulanan, üretimi kolaylaştırıcı genetik tarım uygulamaları ne yazık ki sonuçsuz kalmıştır. Doğa bize mesajını vermiştir. Ya organik besleneceğiz, ya da bir şekilde yok olacağız. Yok, olma terimini özellikle kullanıyoruz zira şimdi bahsedeceğimiz konu çok önemli.


Doğurganlık son 50 yılda özellikle batıda ciddi biçimde azalmıştır. Gerek kadınların yumurtalıklarının sağlığı ve gebelik dönemi komplikasyonları, gerekse erkek sperm kalitesi hızla düşmektedir. Modern ailelerin %30’u çocuk yapmak için tıbbi destek almaktadır. Ve yine yapılan araştırmalar buna sebep olarak, vücudun bir şeylere verdiği olumsuz reaksiyon sonucuna ulaşmaktadır.


Organik beslenen toplumlarda gerek doğurganlık, gerekse diğer sorunlarla ilgili çok az şikayete rastlanmaktadır. Örneğin, Dünyadan izole yaşayan Moğol Halklarında kanser görülme oranı neredeyse yok denecek kadar azken, son derece güçlü vücutları vardır ve doğurganlık oranları %99 civarındadır.


Tarhananın bir Orta Asya besini olduğunu hatırlatırsak neden Moğol Örneğini verdiğimizi ok daha iyi anlayacaksınız. Yoğurt bir Türk gıdasıdır ve Asya Coğrafyasında kahvaltıda bile tüketilmektedir.


Blog - Son Makaleler » Tüm Blok Makaleleri